İstanbul Modern Sanat Müzesi-iyi ki varsın.

Hakikat yüzünden ölmeyelim diye var sanat.” Nietzsche

Konumuz İstanbul Modern Sanat Müzesi. Buranın İstanbul için ne büyük bir değer olduğunu söylememe gerek yok. Çoktandır gitmediğimiz için devam eden sergilerin ne olduğunu bile düşünmeden içeri daldık. Müzedeki en büyük sergi, ‘Sanatçı ve zamanı’ ydı. Çıkış noktası ise Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ” Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında ” sözüymüş. Nuri Bilge Ceylan sergiye harika iki karlı İstanbul fotoğrafı ile katılmış,

Hüseyin Çağlayan ‘Arzu’nun yakınlığı’ isimli enteresan bir çalışmaya imza atmış, tren garları ya da havaalanlarındaki eski bir bilgi panosu, ses çıkararak değişirken her gelen kelime karışık dizilmiş ancak dikkatle izleyince İstanbul’a ait tarih boyunca kullanılan terimler olduğu anlaşılıyor, ama adını niye Arzunun yakınlığı koymuş, anlayamadım.

Hüseyin Çağlayan

Sergide, benim de bir workshop una katılma imkanı bulduğum Mehmet Güleryüz, yaşarken tanışma şerefine eriştiğim Burhan Doğançay, çalışmalarına hayran olduğum ve yine daha önceden tanışma imkanı bulduğum Taner Ceylan eserleri de vardı. Sanatçısı ile tanışmışsanız eserini daha farklı bir gözle inceliyor insan. O anda ne hissettiğini anlamaya falan çalışıyor, ya da ben böyleyim, bilemiyorum.

Hale Tenger kocaman dünya ile fotoğraf çektirdiğim eserin sahibi..çok karanlık ve sessiz bir oda planlamış, son derece ilginçti, burada anlatması çok zor, gitmeniz lazım. Azade Köker herhalde param yetse yaptığı herşeyi satın almak istediğim bir sanatçı. Onun yaptıklarına bakmak bana her zaman kendimi iyi hissettirir.

Azade Köker

Danimarka’lı sanatçı Olafur Eliasson’a ayrı bir paragraf açmam gerekiyor. Bu adam 321 küre ile harikalar yaratan bir çalışma yapmış, önünden dakikalarca ayrılamayıp fotoğraf çektik, eser, sergi mekanının her köşesinden ayrı bir renk ve görüntü veriyordu. ‘Your Solar Nebula ‘ adlı bu eserin 2 fotoğrafını ekledim ama çıplak gözle görmenizi tavsiye ederim.

Olafur Eliasson

Sonuç olarak bize çok anlamlı gelenler olduğu kadar anlayamadığımız bir çok eser de vardı, ne kadar anlamaya çabalasak da olmadı, sonuçta o kadar da modern olamadığımız sonucuna ulaştık, hatta bazı eserlere Efenin yorumu, ‘nolucak bunu ben de yaparım’ şeklinde oldu 🙂 unutmadan ekleyeyim, serginin alt katında kocaman bir salıncak var, niye konduğunu anlayamadık ama çok eğlenceliydi. Günün harika geçtiğini düşünürken dönüşte Beşiktaş stadının açılışı için gelen malum kişi ve korumaları ile karşılaşınca ruh halimizin ne kadar hızlı değiştiğini tahmin bile edemezsiniz 😳🙈

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Captcha Güvenlik Kontrolü *